Hakemlikte Psikolojik Direncin Önemi

Taylan Yerlikaya 21 Aralık 2009 0

Carl Jungebrand 1986 yılından beri uluslar arası hakemlik yapmaktadır. Dört olimpiyat oyunu, üç dünya erkekler şampiyonası, dokuz Avrupa dörtlü finali (beşi final maçı) ve 900′den fazla uluslar arası müsabaka yönetmiştir.

Hakemlere iyi bir hakemin en önemli karakteristik özelliği nedir diye sorulduğunda, genellikle iyi bir maç yönetimi için gereken farklı yetenekleri sıralayan bir liste oluştururlar. Farklı spor dallarında hakemlik yapanlara aynı soru sorulduğunda %90 benzer cevaplar alınır. Bu durum sayılan özelliklerin pek çok hakem tarafından evrensel olarak kabul gördüğü anlamını taşır.

Soruya en çok verilen cevaplar şunlardır; karar verme, pozisyonların kontrolü, cesaret, objektflik, psikolojik bakış açısı, fiziksel dayanıklılık, uygulamaların anlaşılması ve gerçekleştirilmesi, dürüstlük, stres yönetimi, atletiklik.

Bu özellikleri fiziksel ve psikolojik olmak üzere iki kategoriye ayırırsak sayılanların %70 ila %90′ı psikolojik kategoriye düşmektedir. Ancak her iki kategoride birden değerlendirilebilecek hakem özellikleri de vardır. Bu soru sporla ilgilenen herhangi birine sorulsa bence yine benzer cevaplar alınacaktır. Bu durum beni iyi hakemlik yapmanın temelinin %70-90 psikolojik ve %10-30 fiziksel özelliklere bağlı olduğuna inandırmaktadır.

Bu nedenle takip eden provokatif soruyu soruyorum:  Gereken karakteristik özellikleri karşılayacak hakem eğitimi nasıl olmalıdır? (Devam etmeden önce bir dakika düşününüz)

Hakem eğitimlerini gözlemlediğimizde bu yüzdelerin tamamen ters olduğu görülmektedir. Sıklıkla eğitimlerin %70′i fiziksel ve teknik faktörlere, %30′u psikolojik faktörlere odaklanmaktadır. Her zaman bunun neden böyle olduğunu düşünmüşümdür. Pek çok olası cevap vardır ancak en önemli neden bu konunun eğitmen için zorluğu ve eğitim materyallerine uyum sağlanamamasıdır. Karşılaştığımız bir sonraki önemli soru ise bu eğitimleri nasıl bütün hakemlere uygun hale getirebileceğimizdir.

BAŞARILI OLABİLECEK KİŞİLERİ ARAMAK

Genellikle takvimdeki maçları yönetecek kadar yeterli sayıda hakemin olmadığı bir durumun içindeyizdir. Özellikle lokal yönetimlerde bu çok tipik bir sorundur. Eğer piramidin temeli sağlam değilse, geleceğin üst düzey hakemlerini tespit etmekte oldukça zorlanacağız demektir. Çünkü aday sayısı yeterli seviyede olamayacaktır.

Büyük bir dürüstlükle inanmaktayım ki görevleri ne olursa olsun başarılı olabilecek kişiler karar verme ve yönetin tarzları gibi bazı özellikleriyle ayırt edilebilirler. Çoğu zaman üst düzey hakemler çok yetenekli kişilerdir ve tavırları ve kararları ile zirveye ulaşmışlardır. Bazılarının az da olsa şansları yaver gitmiş, doğru zamanda doğru yerde olabilmişlerdir.

Neden hakemler özellikle üst kademelere alınırken işverenlerin üst düzey yöneticileri seçerken kullandıkları testlere tabi tutulmasınlar? Bu bize her adayın direncini ve zayıf noktalarını tespit etme ve bu noktaları düzeltecek yöntemi bulma imkânı sağlayabilir. Bu değerlendirmelerde profesyonellerin kullanılması gerektiği de muhakkaktır.

DOĞAL YETENEKLERE GÜVENMEK

Üst düzey spor müsabakaları ve her türlü üst düzey aktivitede başarının temeli sürekli ve sistemli bir gelişimdir. Hedefleriniz olmalıdır, bu hedeflere ulaşacak planlarınız olmalıdır, ilerlemeleri izlemek ve analiz etmek ve hep yeni bir plan oluşturmak gerekir. Bir hakem daima gerçek bir koça sahip olmamanın eksikliği içerisindedir. Eğitmenler ve eğitim seansları vardır ancak asıl gelişim sahada ve oyun sırasında olur. Eğer hakemin sahadaki durumuna iyi kılavuzluk edilebilirse sonuçlar çok daha iyi olacaktır. Bu olay otomobil kullanmayı öğrenmeye benzer. Temelleri sürücü kursunda öğrenirsiniz ama trafiğe çıkmadan asla gerçekten öğrenemezsiniz. Pek çok sporda hakemler için eğitmenler mevcuttur ama pratik eğitim ve hakem koçluğu ihmal edilmektedir.

Sistemli bir eğitim almış olmalarına rağmen her spor dalında ara sıra star denilebilecek hakemler ortaya çıkmışlardır. Peki bu starlar nereden gelmişlerdir? Onlar çok yeteneklidirler ve kişilik özellikleri o bölgede hakemlik yapabilecek düzeyde sağlamdır. Başarılı bir hakem kendini şu şekilde tarif edebilir:

“Ben diğerlerine saygı duymayı asla unutmayan doğal bir liderim. Operasyon için bir karar – ki her zaman zor bir karar – vermek zorundayım. Bunların dışında benim rolümün bir kenardan bakıp dikkatle gözlemlemek olduğunu biliyorum. İnsanlarla beraberim ama kararlarımı gölgelemeyecek şekilde insanlarla arama mesafe koymayı biliyorum. Baskı altındayken de iyi çalışabiliyorum ve başkalarının benim performansımdan çok fazla beklentisi olduğunun, sonuçların da daima başkalarını etkileyeceğinin farkındayım.  İşte başarımın sırrı.”

Oyuncularda olduğu gibi hakemler arasında da diğerlerinden daha yetenekli olanlar vardır.  Bazıları için yapmanız gereken tek şey ellerine bir düdük ve top verip “hadi görev başına” demektir. Ama bazıları vardır ki onlara koşmadan önce nasıl yürümeleri gerektiğini öğretmeniz gerekir.

KENDİNİZİ KONTROL ALTINA ALIN

Her birimizin güçlü ve zayıf yanları vardır. Delilik ve dahilik arasında çok ince bir çizgi vardır. Diğer bir deyişle eğer arkına varmaz ve kontrol altına alamazsak güçlü yanlarımız bizim aleyhimize dönebilir. İşte bir kaç örnek: Tek başına (bağımsız) çalışabilmek bir başarıdır ama yalnızlık ve başkalarının çalışmalarını hiçe saymak bir zayıflıktır. Diğer yandan hedefe kilitlenmek bir kuvvet göstergesidir ancak inatçılık zayıflıktır ve işleri zora sokar.

Yakınlarda babamla konuşurken “Siz yaşlı kişiler gerçekten kalın kafalısınız. Ne zaman yumuşayacağınızı asla bilmiyorsunuz” dedim. Cevabı beni düşündürdü: ” Neden yaşlılarda bu olumsuz bir özellik olarak görülürken daha genç insanlarda olumlu ve hedefe kilitlenmek olarak değerlendiriliyor?”

Sonuçta problemin asıl sebebi bir konuda aşırıya kaçarak onu pozitiften negatife çevirmek olabiliyor. İşte kendi güçlü ve zayıf yanlarınızı bilmenizin neden önemli olduğunun sebebi de bu. Eğer onları tespit ederseniz onları kontrol edebilir ve kılavuzluk edebilirsiniz. Hatırlamak gereken önemli bir nokta da eğer zayıf noktalarınızı baskılarsanız onları asla tamamen yok edemezsiniz. Kontrolünüzü kaybettiğiniz bir anda tekrar ortaya çıkarlar.

HAKEMLİK NEDİR?

Önce hakemlik teriminin ne demek olduğunu en basit şekilde tanımlayın (cevabınızı bulduysanız devam edelim).

İnsanlar her zaman küçük şeyleri büyük ve önemli olanlarla sarıp sarmalamak hatasına düşerler. Biz de pek çok olayda hakemlikle ilgili ne kadar çok faktör olduğundan ve hakemliğin ne denli zor bir iş olduğundan söz ederiz. Bazen hakemlik esrarengiz bir bilim dalı gibi pek çok faktör içeren ve hiçbiri asla başarıyla idare edilemeyecek olaylara dönüşür. Başarısızlık için pek çok açıklama bulunabilir ama asıl sebep hakemin olaya psikolojik yada fiziksel olarak hazır olmamasıdır.

Bana göre hakemlik hiçbir şeydir ama:

1. Neler olabileceğini önceden sezmektir.

2. Şu anda ne olduğunu anlamaktır.

3. Olanlara doğru reaksiyonları vermektir.

Basketbol döngüsünün nasıl olduğunu anlamak hakemin rolünün anlaşılmasına da yardımcı olur. Örneğin : Bir oyuncu kendine yeni şeyler katabilir ( yeni bir hareket, daha yükseğe sıçramak, yeni bir şut stili), koç da bu yeni özelliğini maç planında kullanabilir. Hakem bu durumu gördüğünde yönetim tarzını ona göre ayarlar ve bu yeni öğe dağarcığına eklenmiş olur. Henüz bir oyuncu tarafından yapılmamış bir olayın bir koç ya da hakem tarafından önceden tasavvur edilebileceğini hiç sanmıyorum. Bunu “neden sahadayım ve bu büyük projedeki rolüm ne?” sorusunu kendimize sorduğumuzda, mutlaka hatırlamalıyız.

HAFIZA BANKASI

Psikolojik özelliklerimizi nasıl güçlendirebilir ve sahadaki aksiyonu nasıl kontrol altında tutabiliriz?  Yetersiz yönlerimizin, onların işimizin bir parçası olduğunu anlamak ve nasıl kabullenebileceğimizi bilmek koşuluyla yapacağımız operasyonu kuvvetlendireceğine inanıyorum. Doğal olarak gelişimimizdeki ilk adım eksikliklerimizi tespit etmek ve onları düzeltmeye hazır olmak olacaktır. Bu çoğu zaman kolay değildir çünkü hakemler tıpkı oyuncu ve antrenörler gibi güçlü bir kişiliğe sahiptirler. Tabiî ki bu konuştuklarımız üst seviye sporcularıdır.

Pek çok şeyi zorlu hakemlik hayatı boyunca edindiğimiz tecrübelerle öğreniriz. Daha az sancılı bir yol ise başkalarının hatalarından bir şeyler öğrenmektir. Diğer hakemleri seyrederek ne kadar çok şey öğrendiğimi hatırlayamıyorum bile. Daima diğer hakemlerin iyi özelliklerini asimile etmeye çalışırken asla her birimizin bir birey olduğunu ve kendimize has kişilik özelliklerimize sahip olduğumuzu, istesek de istemesek de bazılarını değiştiremeyeceğimizi unutmamalıyız. Bu başkalarının iyi özelliklerinin size uymayabileceği anlamına geliyor! Bazen genç hakemlerin diğer hakemlerin bütün özelliklerini kötü olanlar da dahil taklit ettiğini görebiliyoruz.

Ancak her zaman maçları canlı olarak seyretme imkanı bulamayabiliriz. Bu yüzden ses ve görüntü kayıt cihazları her zaman kullanışlı materyaller olacaktır. Bir hakem olarak karşılaşabileceğiniz durumlardan oluşan bir hafıza bankası kurmak sizin için çok önemlidir. Hafıza bankanızı genişletip yeni durumlar ekledikçe baskı altında doğru karar verme yeteneğiniz de gelişecektir.

Pek çok atlet performanslarını geliştirmede aynı yöntemi kullanmaktadır.

BEKLENTİLER

Bir hakemin performansı ile ilgili olarak kişilerin reaksiyonunu anlamamıza yardımcı olacak bir başka konu ise, her bir kişinin her bir ürün, kuruluş yada performanstan farklı beklentiler içinde olduğunun bilinmesidir. Beklenti ve gerçekleşen olay birbiriyle uyumlu ise sonuç memnuniyet vericidir.

Peki insanları hakemlikten beklentileri nelerdir? Genellikle sebepsiz olarak pek çok fanatik taraftar hakemlerin %100 doğru kararlar vermesini bekler. Bunun bu şekilde gerçekleşmesi tamamen normal bir olaydır. O yüzden bir hakemin başarısından hiç söz edilmezken daima konuşulan başarısızlığı olur. Normal bir oyunda hakemler yaklaşık 100 düdük çalar. Eğer bunlardan 20 tanesi açıkça yanlış ise yada bazıları felaket olarak nitelendirebilir ama her iki dakikada bir yanlış düdük geliyorsa bir gözlemcinin fikri ne olacaktır? Genelde cevap kötü hakemlik yapıldığı şeklindedir. Bence toplumun kararı çok daha kritik olacaktır; tamamen başarısız yönetim. Ama diğer yandan hakem kararlarının %80′inde doğrudur.

Normal bir oyunda açıkça yanlış olan iki ila beş düdük vardır. Yukarıdaki değerlendirmeye göre yaklaşık %95-98 arası başarı oranı vardır. Bu oran bir oyuncu için değerlendirildiğinde harika bir performanstır. Hakemlerin düdük çalmamak şeklinde verdiği kararlar da vardır ki böylece aslında müsabakada 200-250 karar verilmiştir.

BAŞARILI BİR HAKEM PROAKTİFTİR

Sona yaklaşırken başarılı bir hakemin uygulamalarında proaktif olmanın rolünden bahsedeceğim. Proaktifliğin anlamı inisiyatif almak ve aktif olmaktır. Temel olarak kişinin kendi tercihlerine göre karar vermesi ve dış etkenlerden etkilenmemesidir. Proaktif insanlar kendi hayatlarına kendi kararları doğrultusunda kılavuzluk ederler ve dışardan etkilenmezler. Bazen hakemlikte de özellikle beklentilere umulduğu gibi karşılık vermeyen oyunlarda benzer durumlarla karşılaşırız. Hakemlerden bu durumlarda duyacağımız sözler “oyunu çok temiz oynamadılar ve sportmenlik dışı davranışlar vardı” şeklinde olacaktır. Bu aslında hakemin kendi sorumluluğunu başkalarının üzerine atmaya çalışma çabası olabilir. Burada proaktif yaklaşım “neden temiz bir oyun olmasını sağlayamadın” şeklinde olmalıdır. Normal dozda bir kişisel eleştiri kişisel gelişimin temelidir. Başarısızlık için dışarıdan sebep aramadan önce aynaya bakmak gerekir.

Proaktiflik oyunun akışının oyunun doğasına göre olmasına çabalamaktır. Bazı durumları önceden sezinlemek ve kötü gidişatın önüne hemen geçebilmek oyunun akışı açısından çok önemli faktörlerdir. Pek çok oyuncu böyle hakemleri takdir eder. Dürüst olmak gerekirse proaktif olmak olayı görüp ağır kararlar vermeye göre daha yorucu bir yöntemdir. Başarılı kişiler her zaman inisiyatif alan ve çevrelerini her seviyede etkilemeyi başarabilen kişilerdir. Başarılıdırlar çünkü bir sonraki olayı sezip kontrol altına alabilirler.

Başarılı insanların her zaman kullandıkları bir deyiş vardır: “Başkaları iyi yapabiliyor. Benim de aynısını başarabilmem için ne yapmam lazım”

YAZAN : Carl Jungebrand

(FIBA ASSIST MAGAZINE 22 2006 – ÇEVİREN: M.BERK TORUN)



BENZER YAZILAR:

  1. Hakemlikte Psikolojik Direncin Önemi YAZAN : Carl Jungebrand Carl Jungebrand 1986 yılından beri uluslar arası hakemlik yapmaktadır. Dört olimpiyat oyunu, üç...
  2. Hakemlikte Psikolojik Becerilerin Geliştirilmesi Daha önceki yazılarımda iyi bir hakemliğin sadece spora özel kural bilgisi olmadığını ayrıca kişisel özelliklerinde gerekli olduğunu...
  3. Hakemlikte Müsabakaya Hazırlanma İYİ BİR HAKEMİN PSİKOLOJİK ÖZELLİKLERİ Müsabaka bitmiş ve yaklaşık bir saat geçmiştir. Kendini daha fazla alarm durumunda...
  4. Hakemlikte Psikolojik ve Fiziksel Hazırlık FİZİKSEL HAZIRLIK Hakemler uzatma periyotlarında büyük fiziksel gereksinimle karşı karşıya kalırlar. Ama farklı sporlar farklı fiziksel kondisyonlar...
  5. Nasıl Daha İyi Hakem Olunur Fred Horgan FIBA teknik komite üyesidir. FIBA uluslar arası hakem eğitmeni, FIBA Amerika eğitmeni, Kanada teknik komiseri...

Yorum Yapınız »