Antrenörlüğe nasıl başladınız?
Basketbolu lig seviyesinde olmasa da İlkokul 4. Sınıftan beri oynuyorum. Her şeyden önce Basketbol aşkım çok büyük. 2004 yılında bir antrenör arkadaşıma akşamları yardım ederken kendimi bir anda Niğde de yardımcı antrenörlük kursunda buldum. Neden Sevgimi ve bilgilerimi yeni yetişen nesile de aktarmıyasyım derken 8 sene geçmiş.
Şu an hangi kulüpte hangi yaş gurubunda antrenörlük yapıyorsunuz ?
Tekirdağ Enerji Spor Kulübünde Altyapı sorumlusu olarak görev yapıyorum. Kulüp aynı zamanda kendi kulübüm. Kulübümüz bu sezon Minik-Küçük-Yıldız Erkek ve Küçük ? Yıldız Kız kategorilerinde faaliyet gösterecektir.
Antrenörlük hedefleriniz nelerdir ?
Her şeyden önce altyapılarda Sporcu karakterine sahip Ailesine, kendine ve yaşadığı topluma yararlı bireyler yetiştirebilmek. Günümüz Çocuklarını ve Gençlerini bekleyen kötü alışkanlıklardan ( Herkesin ezbere sayabileceği ) uzak tutabilmek, onların hayatlarına bir nebzede olsa dokunabilmek. Bunun haricinde tabiî ki lig antrenörlüğü yapabilmek.
Antrenörlük felsefenizden kısaca bahsedermisiniz?

Biraz klasik olacak ama önce savunma. Savunma derken altyapılarda halen alan savunması yaptırarak çocukların gelişimine zarar veren arkadaşlarıma, büyüklerime, küçüklerime çok kızıyorum. Önemli olan maç kazanmaktan çok, çalıştığımız sporcuların bireysel ve takım içi yeteneklerini geliştirmek olmalı. Genç sezonuna belki de Yıldız ikinci senesine gelen çocuklarda hedefler büyütülebilir. Savunma kaynaklı hızlı hücumlar bulmak ve hareketli hücum genel prensiplerimizi oluşturmakta. Hücum sistemimizde pas-kat düzeninde herkesin eline topun değmesi üzerine. Penetre ve ikili oyunlar hücum süresinin sonlarına doğru kullanmaktayız.
Antrenör olarak kimleri örnek alıyorsunuz neden ?
En kolay soru bu olsa gerek. Öncelikle AYDIN ÖRS. Sonrasında da Hurşit BAYTOK örnek aldığm büyüklerim. Gerek iş disiplinleri gerek oyun mantaliteleri, gerek bilgi birikimleri, gerekse de Çocuklara verdikleri önem.
Antrenörlük yapmanın zorlukları nelerdir ?
Bu işin hala meslek olarak görülmemesi. Kulüplerin gerekli yatırımları yapamamaları ki bunun en büyük sebepleri arasında ilin ileri gelenlerinin sahip çıkmamaları. Birde kulüplerde başarı odaklı çalışılmasından dolayı ( Başarıdan kastettiğim Şampiyonluk ) antrenör değişiminin çok fazla olması. Sözleşme içeren, uzun vadeli ve sigortalı olmaması.
Sizce A takım Antrenörlüğü mü ? Altyapı antrenörlüğü mü ?
Altyapı antrenörlüğü çok zevkli. Çocukların her geçen gün kendilerine bir şeyler kattığını görmek, gelişimlerini izlemek, saflıkları , sevinçlerinin ve üzüntülerinin bile görülmeye değer olması. Öbür tarafta ise bambaşka bir dünya, bambaşka heyecanlar. Hedefler, sıkıntılar her şey çok daha büyük.
Antrenörün oyunculara karşı sorumlulukları nelerdir ?
Sorumluluk sadece sportif açıdan olmadığına inanıyorum. Çocuklarımızın hayatlarına en çok etken eden kişiler oluyoruz bu yüzden onların karakterlerinin gelişiminde, günümüz sorunlarından uzak durmalarını sağlamakta, eğitiminde, davranışlarında kısaca beklide her şeyleri ile ilgilenmenin gerekliliğine inanıyorum.
Türkiye?de antrenörlük henüz meslek haline gelmedi diyebiliriz. Çoğu insan u meslekten geçimini sağlayamıyor. Bu Konu hakkındaki görüşlerin nelerdir ?
Ben evimin geçimini tamamen bu işten sağlıyorum yada sağlamaya çalışıyorum. Bu maalesef çok büyük bir sorun. Başlı başına konuşulması ve çözümlerin bulunması gereken bir durum. Bence Federasyonumuza da bu konuda çok büyük bir görev düşüyor. Antrenör arkadaşlarımızı geçimini sağlayamadıkları için tam randımanlı çalışmakta sıkıntı çekiliyor. Buda antrenör arkadaşların kendini geliştirmesine engel oluyor. İşini kaybetmemek için başarı odaklı basketbol oynatılıyor ve sonuçta bu herkese zarar veriyor. Geçimin yanı sıra sigorta gibi sosyal güvenceden yoksun olmakta büyük bir sorun.
Basketbolla ilgi unutamadığız küçük bir anınızı bizimle paylaşırmısınız ?
Geçen sene EBBL liginde Zonguldak ta ikinci tur grup maçlarına kaldığımızda Sivas İlÖzle İdare ile yaşadığımız maç sanırım unutamıyacağım anılardan biri olacak. Maça kötü başladık ve ilk periyot bitiminde 20 sayı geri düştük. Bu ikinci periyotta devam etti ama farkın daha fazla açılmasını engelledik. 3 periyot başlaması ile birlikte soyunma odası konuşmaları ve yaptığımız baskı semeresini vermiş farkı azaltmaya ivmenin de bize dönmesini sağlamıoştıkki bir anda skorbord bozuldu, tekrar başladık gene aynı sorun derken kendimizi bir anda 45 dakika ötede buz gibi salonda bulduk. Tabi sadece salon değil bizde soğumuş ve hızımızı kaybetmiştik. Sonrası maç 20-25 sayı farkla bitti. Unutulmaz kısmı ise 19,30 da başlayan maç 23,30 civarında bitti.
|
|
|
BENZER YAZILAR:
- Özcan Çakar Röportajı. Antrenörlüğe nasıl başladınız? Antrenörlüğe başlangıcım Basketbolu bıraktıktan sonra Lise?de okul takımında oynarken, Beden Eğitimi öğretmenim Hicran Aras...

















